Ağ Tasarımı

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Yüksek Lisans
    Doktora
    Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Görevler
    Ölçme Araçları
    Dersler
    Görseller
    Dil Çalışmalarım
    Yazılımlarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Laboratuvarı
    Fizik Eğitimi Belgeleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilim adamları
    Nobel Fizik Ödülleri
    Fiziksel Değişmezler
    Fiziksel Nicelikler
    Öğeler Çizelgesi
    Zaman-Uzunluk-Kütle
    Günlük Yaşamdaki Fizik
    Biliyor Muydunuz?

Bilgisayar >>
    Genel Bilgiler
    Ağ Tasarımı

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



ASP

ASP veya Active Server Pages (Etkin Sunucu Sayfaları) tekniği, sayfalarınızı canlandıracak bir tekniktir. Bu teknik, göreceksiniz ki, sil baştan bir bilgisayar programlama dili öğrenmeye gerek olmadan uygulanabilir. HTML bilmeniz gerekir. Ayrıca Web’in nasıl çalıştığını, Server (Sunucu) ve Client (İstemci) ilişkisinin nasıl yürüdüğünü de biliyor olmalısınız. ASP teknolojisinden yararlanmak istediğinizde Web sitesine evsahipliği yapan bilgisayarda çalışmakta olan Web Server’ın ASP teknolojisini tanıması ve sitenize bu hizmeti vermesi gerekir. ASP, bir zamanlar sadece Microsoft’un NT ve daha sonra Windows 2000 işletim sistemine dayanan MS-IIS (Internet Information Server) programında işleyebilirdi. Fakat şimdi artık NT-tabanlı diğer Web Server programları gibi Unix-tabanlı Web Server programları da ASP anlar ve işletir hale gelmiş bulunuyor. Fakat ASP sayfalarınızı gerçek Internet ortamında ziyaretçilerinizin hizmetine sunmadan önce, kendi bilgisayarınızda sınamanız gerekir. Bunun için bilgisayarınızın işletim sistemi Windows 95/98 ise Kişisel Web Server (PWS), NT 4.0 ise IIS kurulmuş olmalıdır. Sisteminiz Windows 2000 ise, IIS 5.0 kendiliğinden kurulmuş demektir.

Şimdi biraz ASP’den söz edelim. İnternet programcıları, bütün görevi bir sabit diskteki HTML dosyalarını alıp, ziyaretçinin Browser’ına göndermekten ibaret olan Web Server programını yeniden tasarlamaya başladıklarında, Server’ın sadece durağan sayfaları göndermesi yerine, ziyaretçiden de veri kabul etmesinin uygun olacağını düşündüler. Bu amaçla Internet istemcisi ile sunucusunun buluştuğu noktada, yani Common Gateway Interface (Ortak Geçit Arayüzü) katmanında Web Server programının, istemci programdan (browser) kendisine bilgi ve komutlar gönderilmesini sağladılar. Örneğin bir Form’daki bilgilerin alınıp, bir dosyaya kaydedilmesi için vereceğimiz komut, sitemizin bulunduğu bilgisayarın işletim sisteminde CGI katmanı tarafından icra ettirilir. Bu manada CGI, Web Server’ın Internet ziyaretçisinin Browser’ın gelen bilgi ve komutları işlediği veya kendi işletim sistemine aktardığı noktadır. Bu gelişmenin sonucu olarak ortaya CGI programı dediğimiz şeyler çıktı. Perl, C/C++, Delphi, Visual Basic ile yazılan bu programlar Web Server tarafından çalıştırılır, ve vereceği komutlar işletim sistemine iletilir.

CGI programları ile çok şey yapılabilir; fakat Web Server’a aynı anda birden fazla kişi erişir ve aynı CGI programını çalıştırırsa, (yani aynı anda aynı formun “Gönder” düğmesini tıklarlarsa), CGI programının birden fazla “kopyası” çalışmaya başlar. Aynı anda aynı forma ulaşan kişi sayısı 4-5 ise bu belki sorun oluşturmaz; ama bu sayı arttıkça Web Server da adeta yerlerde sürünmeye başlar! Özetle CGI programları Web Server’ı yavaşlatır.

Microsoft programcıları biraz geriden gelmekle birlikte Server işine el attıklarında, istemci ile sunucunun etkileşmesini, bütün sistemi yavaşlatan “haricî” programlar yerine, işletim sisteminin bir işlevi haline getirebileceklerini düşündüler. Bunun yolu ise işletim sisteminin Uygulama Programı Arayüzü (API, Application Programming Interface) denen unsurlarını kullanmaktı. Nitekim Microsoft, oturup bir dizi Internet Server API (veya kısaca ISAPI) tasarladı. ISAPI, tıpkı CGI gibi, Web Server programının bulunduğu bilgisayardaki diğer programlarla alışverişini sağlar. Ne var ki ISAPI’den yararlanan programlar üreterek bunları Web Server’ın emrine vermek oldukça pahalı bir yol. Başka bir deyişle, bir formda Gönder düğmesinin çalışabilmesi için sözgelimi Excel ayarında bir program yazdırtmak pek akıl kârı olmasa gerek.

Bu noktada çeşitli firmalar ISAPI benzeri “yorumlayıcılar” geliştirerek, düz yazı bir Script yazmakla ve bu Script’in içindeki komutları Server programına icra ettirmekle, Web tasarımcısının hayatını çok kolaylaştırabileceklerini gördüler. Microsoft’un bu noktadaki çözümü ASP oldu. Yani bir bakıma “Server’a Aktif Sayfalar sunma” teknolojisi! NetObjects firması kendi Server Extension’larını geliştirdi. Linux-Unix dünyasında bir başka grup PHP dilinden yararlanarak PHP Sayfaları sistemini geliştirdi. Bunlardan sadece MS’un ASP teknolojisi birden fazla dil ile Script kabul edebilen teknoloji olarak, diğerlerinden ayrıldı.

Burada ASP ile ilgili kaynaklar verilmiştir.

Download

 
Özlü Söz:
Geçmiş yabancı bir ülkedir. Her şey orada farklı yapılır. - (L. P. Hartley)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Memleketimiz tarım memleketidir. Bu itibarla halkımızın çoğunluğu çiftçidir,hayvan yetiştiricisidir. Bundan dolayı en büyük kuvveti, kudreti bu sahada gösterebiliriz ve bu alanda önemli girişimlerde bulunabiliriz. (1923 )


© Özlük Hakkı/Copyright 2003-2015 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: IE 1024x768 ve üstü