Bilim adamları

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Yüksek Lisans
    Doktora
    Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Görevler
    Ölçme Araçları
    Dersler
    Görseller
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Laboratuvarı
    Fizik Eğitimi Belgeleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilim adamları
    Nobel Fizik Ödülleri
    Fiziksel Değişmezler
    Fiziksel Nicelikler
    Öğeler Çizelgesi
    Zaman-Uzunluk-Kütle
    Günlük Yaşamdaki Fizik
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Bilim adamları

Bragg, William Henry


illiam Henry Bragg, 2 Temmuz 1862'da Cumberland, İngiltere'de doğdu. 12 Mart 1942'de Londra, İngiltere'de öldü. İngiliz Fizikçi, Adelaide Üniversitesi'nde çalışmıştır. 1915 Nobel Fizik Ödülü'nü aldı. Bragg, sonradan çiftçi olan, usta denizci babasının önderliğinde tanıştığı sayıları ve düzenli şekilleri seviyordu. Bu erken sevgi lise sıralarında derin bir matematik ilgisine dönüştü. Matematikte sınıf üçüncüsü olarak okulu bitirdikten sonra üniversitede Rayleigh ve J.J.Thomson yönetiminde fizik öğrenen Bragg, yirmi dört yaşında, Avustralya'nın Adelaide Üniversitesi'nde öğretim görevlisi oldu ve burada 1908 yılına kadar kaldı.

1903 yılında Avustralya Bilimsel Gelişme Birliği önünde yaptığı konuşma, Bragg'ın yaşamının akışını değiştirdi. Açıklamaları, radyoaktivite ve atom yapısı hakkındaki Bequerel, Curie'ler ve diğer araştırmacıların buluşlarıydı. Öğrencilere anlatırken seven, ilgilenen ve öğrenenler gibi Bragg da o andan itibaren radyoaktivite üzerinde derinleşmeye karar verdi.

Işıma sırasında alfa parçacıkları yayıldığına göre, bunların belli bir enerji yükü ve dalga boyları olmalıydı. Bragg, 1904 yılında ele geçirdiği bir miktar radyumdan yararlanarak, yayılan alfa parçacıklarının birbirinden kesinlikle ayrılabilen birkaç dalga boyunda olduğunu saptadı. Bu, Rutherford'un "ışıma yapan elementler, aşama aşama çözülürler ve bu nedenle farklı dalga boylarında yayılırlar." kuramına anlam kazandırıyordu.

Bragg, yayılan alfa parçacıklarının değişik dalga boylarından anlaşıldığını saptadı ve yalnız bu gözlem bile, ışınım konusunda adını duyurmasını sağladı. Fakat kimileri bu ışınımların ses dalgaları benzeri parçacıklar olduklarını ileri sürüyor, Bragg ise elektromanyetik dalga olduğunu savunuyordu. Her ne olursa olsun dalga boyunun ölçülmesi gerekiyordu. Işınların dalga boyları, insan eliyle yapılmış işaretli cetveller üzerinde ölçülüyordu. Fakat çok kısa dalga boylarını ölçecek sıklıkta cetvel yapmak olanaksızdı.

Bu güçlüğü gidermek için, Laure'nin kristallerinin düzenli sıralanmış atom yapılarından yararlanılabileceğini ileri sürdüğünü duyan Bragg, durumu henüz üniversitede fizik öğrencisi olan oğlu William Lawrence Bragg'a açıkladı. Baba ve oğul işbirliği yaparak, x ışınlarının dalga boylarını ölçecek yöntemleri geliştirdiler. Buldukları yöntemler, kristallerin iç yapılarının ayrıntılarıyla anlaşılmasını sağladı ve 1915 yılı Nobel Fizik Ödülü'nü birlikte aldılar.

Oğlunun bu çalışmaya gösterdiği ilgi ve başarılı araştırmaları Bragg'a, bilimsel sorunlar gençliğe, onların kavrayabilecekleri biçimde sunulduklarında, gençlerin de buluşlar yapabilecekleri fikrini verdi. Bu amaçla, herkesin anlayabileceği dilde yazılar yazdı ve bunları "Eşyanın Yapısı Üzerine" adlı yapıtında topladı.

I. Dünya Savaşı'nda çıkardıkları sesleri dinleyerek denizaltıların yerlerini saptama yöntem ve aygıtlarını geliştiren Bragg, bilimsel çabalarını ülke savunmasına yöneltti. II. Dünya Savaşı'nda Gıda Bilim Komisyonu'nu yöneten Bragg, buradaki başarısının da zafere katkısı olduğunu göremeden 1942'de öldü.


 
Özlü Söz:
Kıskançlık denen şeyi bilme. Cahillerdir kadından üstün olduklarını sananlar. Cahiller kabadır. Sevgi ve güleryüz nedir bilmezler. Bunlar hayvanî niteliklerdir. Seven erkek ise, kadınla eşittir. - (Mevlana Celaleddin Rumi)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Bir tembellik veya ahlâkigevşeklik, genellikle, insanı atalarının yaşadıkları aynı işte ve aynınoktada tutar. "Babam, Büyükbabam böyle yaptılar. Ben niçin başka türlüyapayım." derler. Nesilden nesile, dış hayatın genel şartları değişir.Yeni şartlara uymayan ve geleneklerde ısrar eden, yalnız kalmaya, zayıfdüşmeye, yıkılmaya ve ölüme mahkûmdur. Bugün iddia edilemez ki, birgezinti için, yavaş giden eski bir araba, yolun güzelliklerindenistifadeye uygun iyi bir ulaşım vasıtasıdır. Bir işte, ekspres treniile giden bir rakiple rekabet söz konusu olunca, araba ile gitmek, geçkalmak için en emin bir vasıtadır. Herşey böyledir. Her şeydeen iyi ve kuvvetiyle uyumlu olanı aramalıdır. İnsan cesaret edebilmelive tehilikeyi göze alabilmelidir. İnsan, yeni bir teşebbüste, özel bir zevk duyar; kuvvetini ve değerini anlar; o zaman, kendi kendini dahaiyi takdir eder ve başkalarına takdir ettirir. Yalnız kalınca, kendi kudretsizliğinin acısını hisseder. (1930)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü