Bilim adamları

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Yüksek Lisans
    Doktora
    Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Görevler
    Ölçme Araçları
    Dersler
    Görseller
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Laboratuvarı
    Fizik Eğitimi Belgeleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilim adamları
    Nobel Fizik Ödülleri
    Fiziksel Değişmezler
    Fiziksel Nicelikler
    Öğeler Çizelgesi
    Zaman-Uzunluk-Kütle
    Günlük Yaşamdaki Fizik
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Bilim adamları

Harezmî


arezmî, IX. yüzyılda yaşayan ve cebir alanında ilk defa eser yazan Müslüman Türk bilginidir. Harezmî 780 yılında Harezm’de doğdu. Daha sonra ilim öğrenmek amacıyla, kendi döneminin ilim merkezi olan Bağdat’a gitti. Abbasi Halifesi Me’mun, Bağdat’ta kurduğu kütüphanenin (Darülhikme) idaresini kendisine verince, matematik ve astronomi kaynaklarını uzun süre inceleme imkanı bulmuştur. Bağdat’taki bilimler akademisi Darülhikme’de görev alan Harezmî, matematik, astronomi ve coğrafya alanında değerli çalışmalar yaptı. Harezmî, ilk defa, birinci ve ikinci dereceden denklemleri analitik metotla; bir bilinmeyenli denklemleri de cebirsel ve geometrik metotlarla çözmenin kural ve yöntemlerini tespit etti. Matematikte ilk kez sıfır rakamını kullanan Harezmî, cebir bilimini metodik ve sistematik olarak ortaya koydu. Kendisinden önceki cebire ait konuları, yine ilk kez ‘cebir’ adı altında sistemleştirdi. Harezmî, matematik, astronomi ve coğrafya alanında çok sayıda eser yazdı.

Yeryüzünün çapına ait hesaplarını Kitâbu Sûreti’l-Arz adlı kitabında topladı. Bu eserde, Nil Nehri’nin kaynağını açıklayan Harezmî, Batlamyus’un astronomik cetvellerini de düzeltti. Güneş ve ay tutulmasına dair incelemelerini topladığı Zîcü’l-Harezmî adlı eserinde ise, astronomi için gerekli trigonometri bilgi ve cetvellerini de verdi. Harezmî, 850 yılında Bağdat’ta vefat etti.


 
Özlü Söz:
Pirenin ısırışından meydana gelen yanış, seni yılan soktu mu yok olur gider. - (Mevlana Celaleddin Rumi)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Bir toplum, cinslerden yalnız birinin çağdaş gerekleri kazanmasıyla yetinirse, o toplum yarı yarıya güçsüz kalmış demektir.Bir millet ilerlemek ve medenileşmek isterse özellikle bu noktayı esasolarak kabul etmek zorundadır... İnsanlar dünyaya alın yazılarındakikadar yaşamak için gelmişlerdir. Yaşamak demek faaliyet demektir. Bunedenle bir toplumun bir organı faaliyette bulunurken, diğer bir organıhareketsiz kalırsa o toplum felçlidir. Bir toplumun hayatta çalışmasıve başarılı olması için, çalışmanın ve başarılı olabilmenin bağlıolduğu bütün sebep ve şartları kabullenmesi gerekir. Bunun için, bizimtoplumumuzda ilim ve fen lâzım ise bunları aynı derecede hem erkek vehem de kadınlarımızın kazanmaları lâzımdır. Bilinmektedir ki, her safhada olduğu gibi toplum hayatında da iş bölümü vardır. Bu genel işbölümü arasında kadınlar kendilerine ait olan vazifeleri yapacakları gibi, aynı zamanda toplumun refahı, mutluluğu için çok gerekli olan genel çalışma hayatına da gireceklerdir. Kadının ev işleri çok küçük veönemsiz bir vazifedir. (1923)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü