Bilim adamları

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Yüksek Lisans
    Doktora
    Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Görevler
    Ölçme Araçları
    Dersler
    Görseller
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Laboratuvarı
    Fizik Eğitimi Belgeleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilim adamları
    Nobel Fizik Ödülleri
    Fiziksel Değişmezler
    Fiziksel Nicelikler
    Öğeler Çizelgesi
    Zaman-Uzunluk-Kütle
    Günlük Yaşamdaki Fizik
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Bilim adamları

Schröedinger, Erwin


887-1961 yılları arasında yaşayan Avusturyalı Fizikçi, atomun parçaları olan elektronların davranışlarını matematik formüllerle ifade edip dalga mekaniğini kurmasıyla tanınır.

Zengin bir sanayicinin oğlu olduğu için evde özel dersler alarak yetişen Schrödinger daha sonra Viyana Üniversitesi’ne girerek başarılı bir öğrenci oldu. 23 yaşında doktorasını bile tamamlamış bulunuyordu. Birinci Dünya Savaşı başladığında Güney-Batı cephesinde topçu subayı olarak görev yaptı. İyi rastlantılar sonucu, yara bile almadan savaştan döndü. Bir ara fiziği bırakıp felsefe ile uğraşmaya karar verdi. Fakat felsefe üzerinde çalışmayı düşlediği kent, yapılan barış antlaşmasıyla Avusturya’ya bırakılmıştı. Bu durum Schrödinger’i fizikçi olarak kalmaya zorladı. Bunun üzerine Almanya’ya geçti ve 34 yaşında, Stuttgart Üniversitesi’nde profesörlük görevine başladı.

Einstein’in makalelerinden birinde De Broglie’nin, maddeyi dalga olarak da düşünülebileceği görüşünü ileri süren bir dipnot vardı. Bunun anlamı, elektronların dalga özelliklerinin de bulunduğu idi. Bohr’un geliştirdiği atom modeli ile bazı şeylerin açıklanamadığını biliniyordu. Fakat elektronlara dalga özelliği verildiğinde ileri sürülen atom modeli daha da anlamlı oluyordu.

Elektronlar çekirdek etrafında herhangi bir yörüngede olabiliyorlardı. Madde dalgası da bu yörüngeler etrafında, sayısı kesin dalga boyları biçimindeydi. Bu, durağan dalga yaratıyor ve elektron yörüngesinde kaldığı sürece ışık yaymayacağı anlamına geliyordu. Elektron yörüngeleri, dalga boylarının ancak tamsayı katlarına karşılık olan başka yörüngelerde bulunabiliyorlardı.

Dirac ve Born gibi, Schrödinger de elektronun davranışını matematik bir formülle ifade etmeye uğraştı. Bazen “dalga mekaniği” bazen “kuantum mekaniği” denilen bu ilişki, Planck’ın kuantum kuramının matematik temeli oldu. Bu ilişkinin temel formülü Schrödinger dalga denklemi idi. 1926 yılında yayınlanan bu araştırması bir yıl önce Heisenberg’in yayınladığı matris mekaniği ile benzerdi. Birinin açıkladığını, diğeri de yapabiliyordu. Dalga mekaniği giderek yaygınlaştı. Bunun nedeni atomun yapısını daha iyi canlandırmasıydı.

Schrödinger bu çalışmaları nedeniyle 1933 yılı Nobel Fizik Ödülü ile onurlandırıldı. Berlin Üniversitesi’nde kuramsal fizik profesörü olduğu yıl Hitler’in iktidara gelmesi üzerine Schrödinger, ülkesi olan Avusturya’ya dönmek zorunda kaldı. 1938 yılında Nazi yönetimi Avusturya’yı işgal edince, Schrödinger bu kez İngiltere’ye ve daha sonra İrlanda’ya geçti ve Dublin’de profesörlüğe başladı. Bunu duyan Dirac da aynı kente geldi ve böylece “dalga mekaniği” kurucuları güçlerini yeniden birleştirdiler. 69 yaşında yurt özlemi duyan Schrödinger, Viyana’ya döndü ve ölümüne kadar bu kentte yaşadı.


 
Özlü Söz:
Bazı yenilgilerin nedeni, insanların işi yarıda bıraktıklarında başarıya ne kadar yakın olduklarını bilememeleridir. - (Thomas Alva Edison)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Her meslek, bazı yetenekler ve özel nitelikler ister. Bu şüphesizdir.Fakat, bazı ortak faziletler vardır ki, bunlar aynı zamanda kişininbaşarısı ve kendisine verilen işlerin iyi gitmesi için lazımdır. En astdereceden, en yukarıya kadar, genel koşullar aynıdır. Üstlere karşı özenle iş görme, doğruluk, saygılı olma, astlara karşı, iyi niyetve kabul edilen işte gayret, istikamet, ağızsıkılığı, bu gibi faziletler olmaksızın ne arkadaşlar arasında iyi ilişkiler olur ve nede iş başarılı olur. Meslek vazifesi, yalnız kişinin başarı ve güvenliğini değil, belki daha çok toplumun refahını ilgilendirir. Vatan bütün evlatlarının çalışması ile ve yardımı ile yaşar ve bundan başka toplumunu mekanizmasında faydasız hiçbir parça yoktur. Devleti idare eden bakanla, vatanın refahına elinin işi ile yardım eden sanatkâr arasında, yalnız küçük bir fark vardır, o da şudur. Birinin vazifesi, bir diğerininkinden daha önemlidir. Fakat her ikisinde de iyi yapılmak şartıyla, ahlaki değer aynıdır. Bundan dolayı, herkes kendisine düşen işten memnun olmalıdır. Mesleği ne olursa olsun, bir fayda sağlayacak ve bir vazife görecektir. İnsan, vazifesini cesaret, cüret, bağlılık ve namuslu olarak yapınca, elindn geleni yapmış olur. Aynı zamanda, bu vazifeyi diğerlerine karşı kıskanmadan yapmalıdır.Yolunda yalnız olmayacaksın, orada aynı hedefi takip eden başkaları ile beraber yürüyeceksin. Bu hayat yarışında diğerleri yetenekleri itibarıyla sizi geçebilirler. Bir başarı, elinizden kaçabilir. Bundan dolayı onlara kızmayınız ve elinizden geleni yapmışsanız, kendi kendinize de kızmayınız. Asıl önemli olan, başarı değil gayrettir. İnsan elinde olan ve onu memnun eden, ancak gayrettir. (1930)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü