Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

OD İLE İLGİLİ TERİMLER ÜZERİNE - 25.12.2011
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Türkçede OD sözcüğü (eski biçimi: ot) ateş demektir. Ateş sözcüğü Farsçadır. Od- aynı zamanda ateş yakmak anlamında bir eylemdi. Türkçede eyleme gelen -ın ekinin işlevlerinden biri, o işi yapmakta kullanılan nesne adı türetmektir. Örneğin; tütün, oyun, vb. ODUN sözcüğü, ateşte yakılan nesne, "yakacak" anlamına gelmektedir. Zamanla özelleşip yalnızca yakılan ağaca verilen ad olarak kullanılmaya başlanmıştır. OCAK sözcüğü ot+çak biçiminde türemiştir. Daha sonra ses düşmesi olmuş ve OCAK durumunu almıştır. Buradaki +çak eki; gerçek, kolçak, sancak, sıcak sözcüklerine de gelen ektir. "Ateş yakılan yer" anlamındadır. Yine ateş yakılan yer anlamına gelen, OTAĞ sözcüğü gerçekte ODA sözcüğünün eski biçimidir. OD sözcüğüne +ag ekinin gelmesiyle türemiştir. Oğuz Türkçesinde sondaki "g" sesi düşmüştür. Türklerde ateşin kutsal sayıldığı dönemlerde, çadırın içinde hiç söndürülmeyen bir ateş yanardı ve bu ateşte atalarının ruhlarının yaşadığına inanırlardı. Bu nedenle aileye ve eve ocak, baba ocağı (ata ocağı) gibi adlar verilmiştir.

Ek olarak, odak sözcüğü de ilginçtir. Merceğin ateş yakabildiği yeri anlamında bilimsel terim olarak dil devrimi sırasında türetilmiştir.

Eskiden tek tanrılı inançtan önce Türk inancında ateşin ruhla bağı olduğuna inanılırdı. Bu yüzden de cesetler yakılırdı. Dumanı göğe ulaşırken ruhun da Tanrı'ya ulaştığına inanılırdı. Eski ataların ruhunun da evden tam olarak ayrılmadığına inanılırdı. Onların ruhunun bir parçası evin ocağının ateşinde yaşardı. O yüzden o ateş hiç söndürülmezdi. Gece küllenir, gündüz yeniden alevlendirilirdi. Yanlışlıkla sönerse çırayla yakılmaz, yakın akraba olan bir evin ocağından alınan ateşle yeniden yakılırdı. O ateşte temsil edilen ata ruhlarına "Od Ana" ve "Od Ata" denirdi. Od Ana dişi ataları, Od Ata ise erkek ataları temsil ederdi. Ev o yüzden tapınak gibi görülürdü. Ev demek, orada yaşayan kutsal ruhların bulunduğu "ocak" demekti. Daha sonra aile tipi baba soylu hale gelince, Od Ana zamanla unutuldu ve Od Ata kaldı. Od Ata anlayışı, "baba ocağı" biçimine dönüştü. Bu düşünce tek tanrılı inanç, İslam inancı zamanlarında da devam etmiştir. Ayrıca "ocağı sönmek" deyimi de bu inancın kalıntısıdır.

Od eylem olarak yakılır veya yanar. Buradaki "ya-" eylemini incelemekte de yarar var. Kök sözcük olarak ya- eylemi, parıldamak anlamına gelir. Öyle ki, yıldız (yaldız), yıldırım (yaldırım), ışık (yaşuk) gibi sözlerin köküdür. Yakmak bu sözcükten türemiştir. Dönüşlü biçimi de yanmaktır.

Od ışık yanında ısı da verir. Öyleyse ısı sözcüğüne de bakalım. "Isı" sözcüğü Eski Türkçede (Uygur dinsel metinlerinde) "isig" biçimindeydi ve kökü de "isi-" (ısımak) idi. Aldığı ek, -g mastar ekidir (beti- > betig, arı- > arıg, bil- > bilig vb.). Bu ek, Oğuz Türkçesinde ardındaki ünlüyü uzatıp yitmiştir (bazı örneklerde -k olmuştur). Isın-, ısıt- gibi sözcükler aynı kökten türer.

"Sıcak" sözcüğü ise 14. yy'da "isicek" iken sonradan "ısıcak" olmuştur. Aldığı ek +çAk ekidir ve bunu alan örnekler olarak ancak, kolçak, kucak, gerçek, vb. verilebilir. Isıcak sözcüğünde baştaki "ı" sesi düşmüş ve sıcak olmuştur. İnceden kalına geçiş 17. yy sonrasında olmuştur (ya da yazıya geçmiştir).

Isı ve sıcaklık sözcükleri birer doğabilim terimleri olarak farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Isı, aralarında ısıl denge olmayan (sıcaklık farkı olan) iki nesne arasında alınıp verilen erkeye (enerji) verilen addır. Sıcaklık ise, bir nesneyi oluşturan parçacıkların iç erkelerinin ortalaması ile ilgili bir büyüklüktür, erke değildir. Isı ve sıcaklık birbirileri yerine kullanılmaz. Bir nesnenin sıcaklığı olur ancak ısısı olmaz. O yüzden, "vücut ısısı" veya "havanın ısısı" gibi kullanımlar yanlıştır. "Vücut sıcaklığı" ve "havanın sıcaklığı" denir. Sıcaklıkölçer (termometre) ile ölçülen değer ısı değildir.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Her şeyin değeri zorluğundadır. - (Ovidius)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Bizim milletimiz ve hükümetimiz adalet fikri ve adalet anlayışı konusundahiçbir medeni milletten aşağı değildir. Belki tarih bu konuda yüksekolduğumuza tanıklık eder. Bu sebeple bizim de yürürlükteki adliyasalarımızın bütün medeni milletlerin yürürlükteki yasalarından eksikolması uygun değildir.


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü