Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMINDAKİ ÇELİŞKİLER - 10.10.2013
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Eğer gözünüzden kaçmadıysa, aynı ülkede bulunan Londra (London) adını Türkçe okuduğumuz gibi yazıyorken, Mençıstır (Manchester) adını İngilizcede yazıldığı gibi yazdığımızın ayrımına varmışsınızdır. Yine aynı ülkede bulunan Marsilya (Marseille) adını okuduğumuz gibi yazıyorken, Cannes (Kan) adını Fransızcada yazıldığı gibi yazıyoruz. Aynı ülkede bulunan Münih (München) adını Türkçe okuduğumuz gibi yazıyorken, Stuttgart (Şututgart) adını Almancada yazıldığı gibi yazıyoruz. Aynı ülkede bulunan Şikago (Chicago) adını Türkçe okuduğumuz gibi yazıyorken, New York (Nüv York) adını İngilizcede yazıldığı gibi yazıyoruz. Bunlar çelişki değil midir? Yine Venedik (Venezia), Roma (Rome), Cenova (Genova), Zürih (Zurich), Cenevre (Genévre) gibi birçok kentin adı Türkçede okunduğu gibi yazılıyor. Oysa bir çoğu özgün dillerinde yazılmakta. Okuduğumuz gibi yazdığımız yer adlarına örnekler:

Londra (London), Brüksel (Bruxelles), Cenevre (Genéve), Münih (München), Montrö (Montreux), Roma (Rome), Budapeşte (Budapeste), Portekiz (Portugal), İspanya (España), Fransa (France), İngiltere (England), Amerika Birleşik Devletleri (United States of America), İsveç (Sverige), İsviçre (Schweiz) ...vb.

Yabancıların yazdığı gibi yazdığımız yer adlarına örnekler:

New York, Manchester, Washington, Zimbabwe, ...vb.

Bu durumun bir de diğer yüzü var: Yabancılar yer adlarını nasıl yazıyor? Onlara da örnekler verelim. Örnek olarak "İstanbul"u alalım. İngilizcede Istanbul, İspanyolcada Estambul, Flemenkçede Istanboel, ...vb.

Bu durum yalnızca yer adlarında geçerli bir durum gibi görünebilir. Ancak öyle değil. Birçok alanda özel adların yazımında çelişkiler bulunmaktadır. Başka durumlara da örnek verelim. Okuduğumuz gibi yazdığımız kişi adlarına örnekler:

Kristof Kolomb (Cristóvão Colombo veya Cristophus Colombus), Boykot (Boycott), Pastör (Pasteur), Arşimet (Archimedes), Aristo (Aristotales), Örsted (Ørsted), Dostoyevski (Kiril'den Latin yazısına dönüştürülmüşü: Dostoevskiy), Buda (Buddha) ...vb.

Yabancıların yazdığı gibi yazdığımız kişi adlarına örnekler:

Einstein, Newton, Darwin, Hemingway, Edgar Allan Poe, ...vb.

Yine konunun diğer yüzüne de bakalım ve yabancıların nasıl yazdığına bakalım... Örneğin bazı yabancı özel adlar İngilizcede nasıl yazıyorlar? Mustapha(Mustafa), Mohammad (Muhammed), Avicenna (İbni Sina), Hassan (Hasan), Achmad veya Ahmad (Ahmet), Aisha (Ayşe), Farroukh (Faruk), ...vb.

Elimiz değimişken ticari markalardan da örnekler verelim: McDonald's - Rusça yazımının Latin Abecesine dönüştürülmüşü: MakDonalds, Apple - Rusça yazımının Latin Abecesine dönüştürülmüşü: Eppl, Facebook - Rusça yazımının Latin Abecesine dönüştürülmüşü: Feysbuk ...vb.

TDK yad dillerdeki özel adları önce altıya ayırmış...

1. Latin Harflerini Kullanan Dillerdeki Özel Adlar
2. Arapça ve Farsça Özel Adlar
3. Yunanca Özel Adlar
4. Rusça Özel Adlar
5. Uzak Doğu Dillerindeki Özel Adlar
6. Türk Devletleri ve Topluluklarındaki Özel Adlar

Sonra, bunları da kendi içinde parçalamış. Birincisini dörde, beşincisini de ikiye ayırmış... İyice bakarsak, "Latin Harflerini Kullanan Dillerdeki Özel Adlar" başlığındaki birinci bölüm dışındaki tümü öyle ya da böyle okunuşuyla yazmayı öğütlüyor. Hem Latin Yazısı kullananların ikinci ve üçüncü bölümleri (dördüncü bölüm yalnızca ayrı yazılmayı anlatıyor); hem de Arapçadan, Rusçaya, Yunancaya, Uzak Doğu dilleri ve Türk dillerine kadar hepsinde sonuç aynı. Hepsinde okunuşuyla yazılıyor. Ancak yalnızca Latin Yazısı kullananların birinci bölümü "yazılışıyla yazın" diyor. Aynı başlığın ikinci ve üçüncü bölümündekiler de Latin Yazısı'yla olmasına karşın onlarda okunuşla yazan TDK, bir tutarsızlığa imza atıyor... İkinci bölümde ne diyor? "Eskiden dilimize girmiş olanlar..." TDK, eskiden tüm özel adları okunuşuyla yazarı da ondan onlar okunuşuyla yazılıyor. 80 sonrasında TDK yazılışıyla yazmaya karar verdiği için, gelenekselleşmiş olanları değiştiremediği, buna gücü yetmediği için Napolyon, Şarlken, Şarl (Demirbaş Şarl); Atina, Brüksel, Cenevre, Londra, Marsilya, Münih, Paris, Roma, Selânik, Venedik, Viyana, Zürih; Hollanda, Letonya, Lüksemburg ve Münih gibi birçok adı okunuşuyla yazmak zorunda kalmış. Oysa 30'lu, 40'lı, 50'li yılların yazılı kaynaklarına bakın, tüm özel adlar okunuşuyla yazılır. Şikago, Aynştayn, Niçe vb. yazar örneğin... TDK'nin anlayışındaki değişimi ortaya koyması açısından çarpıcı bir durum. Şimdi biz hangisini örnek alacağız? 80 öncesindeki tutarlı ve Türkçeye uygun olanı mı, yoksa 80 sonrasındaki özenti ve tutarsız olanı mı?

Şimdi durup bir düşünelim... Yabancılar, özel adları bile kendi dillerine uydurup, kendi dillerindeki okunuşuna göre yazıyorken; biz neden onların yazdığı gibi yazmaya çalışıyoruz? Doğru okumanın doğru yazmaktan daha önemli olduğunu düşündükleri için olabilir mi? Ayrıca yabancılar özel adları yazarken, bizim abecemizde olan ancak kendilerinde olmayan ş, ç, ğ gibi damgaları yazmıyorken, biz onların abecelerinde olup da bizde olmayan w, q, x gibi damgaları yazmak için neden uğraşıyoruz? Fransız'ın abecesinde yer alan ç veya Alman'ın abecesinde yer alan ü sorun olmuyor da, neden bizdekiler sorun oluyor? Hepsi bir yana, neden çelişkilerle dolu bu yazımlar? Neden kimisini okuğumuz gibi yazıyor, kimisini özgün yazılışına bağlı kalıyoruz?

Sonuç olarak, olması gereken, cumhuriyetin ilk yıllarında yapıldığı (80 darbesinden önce yabancı özel adları okunduğu gibi yazardık) ve bugün Azerbaycan'da da uygulandığı gibi, okunuşuyla yazmaktır. Gerektiğinde, ayraç içinde özgün yazılışını da verebiliriz. Kaldı ki, bugün ülkemizde Koka-Kola bile adını okunduğu gibi yazmakta. Sanal ortamda arama yaparken, okunuşuyla yazıldığında Türkçe kaynaklara, yazılışı ile yazıldığında ise özgün dildeki kaynaklara erişilebilir. Bugün Azerbaycan'da her yerde "M?nçıstır Yunaytıd" gibi okunduğu biçimiyle yabancı özel adların yazdığını görebilirsiniz. Bunu yadırgamıyorlar. Biz neden yapmayalım?

Bu yaklaşım, farklı dillerde farklı okunuşları olan özel adların da nasıl okunması gerektiği konusundaki karışıklığı da engeller. Öyle ki, her dilin okuma özelliklerini bilmeyi gerektirmeden bir ölçüne kavuşmayı sağlar. Örneğin, Fransız matematikçi Pioncaré'nin adını, çoğu kişi İngilizce okuyuş alışkanlığı ile "Piyonkeyr" diye okuyabilir. Oysa Fransızcada "Puankare" diye okunduğunu çoğu kişi bilmez. O yüzden bir kişinin adının veya bir yerin adının hangi dile göre okunacağı ve o dilde nasıl okunduğunu bilme zorunluluğu da ortadan kalkar.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Yaşlılık gözlerde başlar, genital organlarda biter. - (Sami Zan)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Bunlar yapılınca, netice şu olacaktır:Türk çocuğu konuşurken, onun ifade ve anlatış şekli, Türk çocuğu yazarken, onun ifade ve üslûbu, kendisini dinleyenleri, onun yürüdüğü yola götürebilecek bu kabiliyeti sayesinde, Türk çocuğu kendisini dinleyen veya yazısını okuyanları peşine takarak yüksek Türk idealine iletebilecek, ulaştırabilecektir.


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü