Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

DİLİMİZE YERLEŞMİŞ SÖZCÜKLER ÇIKARILAMAZ MI? - 24.10.2013
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Önümüze sürekli Türkçeleşme karşıtlarınca getirilen, "Dilimize uzun zaman önce girmiş olan sözcükler yerleşmiştir, çıkarılamaz" vardır. Yanıtlayalım...

Bir dile giren yad sözcüğün ne zaman girdiği ve kullanımının ne kadar yaygınlaştığı, yalnızca o sözcüğün yerine karşılık bulmayı ve o karşılığın benimsenmesini kolaylaştıran veya güçleştiren bir değişkendir. Hiçbir nen olanaksız değildir. Güç veya değil, bu yapılmalıdır. Burada tek sorun, geçmişte yapılmış olan bu yanlışın alışkanlık olmasından ötürü düzeltilmesinin daha güç oluşudur. Ancak yerleşmiş sözcükler değiştirilemez diye bir kural yoktur. Atatürk, Dil Devrimi sırasında yerleşmiş denen birçok sözcüğü değiştirmiştir. Ülkeler bunları gerçekleştirir. Başıboş bırakılmış bir dil, yok olma sürecine girer.

“Kaç yıllık sözcükleri nasıl değiştireceksiniz? Toplum bu sözcüklere alıştı.” denmektedir. Sorun sözcüklere alışmak veya uzun yıllardır kullanılıyor olması değildir. Bunun en belirgin kanıtları, çok uzun zamandır kullanılan sözcüklerin Türkçeleriyle ya da batı kökenleriyle değişmiş olmasıdır. Dil Devrimi sırasında uzun zamandır kullanılan birçok yad sözcük Türkçeleriyle değişmişti. Örneğin; geçmişte yerleşmiş ve değiştirilemez denen "ehlivukuf" sözcüğü "bilirkişi" ile, "beynelmilel" sözcüğü "uluslararası" sözcüğü ile, "itimat" sözcüğü "güven" ile, "vukuat" sözcüğü "olay" ile, "kainat" sözcüğü "evren" ile, "nizamname" sözcüğü "tüzük" ile, "müselles" sözcüğü "üçgen" ile değişmiştir. Bunlar gibi binlerce örnek vardır. Ayrıca günümüzde de uzun yıllardır dilimizde olan Arapça “hayran” sözcüğü yerine, son zamanlarda İngilizceden “fan” sözcüğü girebilmiştir. Eğer İngilizceden bu sözcük gelip, kaç yıllık Arapça sözcüğün yerini alabiliyorsa, Türkçe kökenli “tutkun” sözcüğü de alabilir. Benzer durum, “merkez-center” (Türkçesi: ortay), “idareci-admin/moderatör/süpervizör/CEO” (Türkçesi: yönetici), “vize-midterm” (Türkçesi: arasınav), “seyahat-travel” (Türkçesi: yolculuk) gibi eski, yad ve doğu kökenli kullanımlardan yeni, yad ve batı kökenli sözcüklere geçişlerde görülmektedir. Bu sözcüklerin Türkçeleri de vardır. Batı kökenlileri kabul edilirken, Türkçelerinin kabul edilmemesi için bir neden yoktur.

Bilimsel veriler, önerildiği günlerde dışlanan ve küçümsenen Türkçe karşılıkların büyük oranda zamanla benimsendiğini göstermiştir. Türkçe sözcüklerin benimsenebilmesi için belki bir iki kuşak geçmesi gerekmiştir. Ancak bu önünde sonunda olmuştur. Bugün yadırgamadan kullandığımız "bilgisayar", "akaryakıt", "güven", "evren" gibi yüzlerce sözcük ilk ileri sürüldüğünde yadırganmış, dalga geçilmiş, beğenilmemişti. Ancak dilsever yurttaşların, yazarların, devletin kullanması ile sürev içinde sevilmiş ve kullanıla kullanıla yerleşmiştir. Eski ve yad kökenli olan karşılıklarının kullanımı ise giderek azalmış ve sonunda neredeyse hiç kullanılmaz olmuştur. Bununla ilgili örnekler verelim:

İlyas Göz'ün 2003 yılında "Yazılı Türkçenin Kelime Sıklığı Sözlüğü" adıyla TDK Yayınları'ndan yayınladığı araştırmasında, çeşitli sözcüklerin basında kullanılma sıklığı konu edilmiştir. Buna göre; Arapçadan dilimize giren "münasebet" sözcüğü yalnızca 20 kez kullanılırken, Türkçe karşılığı olan "ilişki" sözcüğü 709 kez kullanılmıştır. Benzer biçimde "fert" 47, "birey" ise 213 kez kullanılmıştır. "Teferruat" sözcüğü 4 kez, "ayrıntı" sözcüğü ise 115 kez kullanılmıştır. Bunlar göstermektedir ki, geçmişte benimsenmiş ve çıkarılamaz denen nice sözcük dilimizde neredeyse hiç kalmamıştır.

Dilimize giren yad sözcüklerin dilimizden çıkarılması ve yerine Türkçelerinin konması zaman alacak bir iştir. Ancak yapılmalıdır. Bu ulusal bir görevdir. Bu işin güç olması bizi caydırmamalıdır. Unutmamalıdır ki, Atatürk'ün dediği gibi: Türk çetin işler yapmak için yaratılmıştır...





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Sis, yelpaze ile dağıtılmaz. - (Japon Atasözü)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Kurtuluş v ebağımsızlık için yaptığımız savaşı tamamlamak ve Tanrı'nın milletimizedoğuştan verdiği yetenek ve kabiliyeti en yüksek derecede geliştirmek ve memleketimize bağışladığı bütün kuvvet ve servet kaynaklarından en iyibiçimde faydalanarak zayıflığımızın sebeplerini yok etmek için bundan böyle hiçbir fırsat ve zamanı ziyan etmeyerek çalışmaya mecburuz. Ancak bu çalışma yıllarca takip edilecek ve uygulanacak bir programa dayalı olmazsa başarısızlığa mahkûmdur. (1922)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü