Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

DEYİMLERE GİRMİŞ YABANCI SÖZCÜKLER NE OLACAK? - 01.11.2013
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Dilimize girmiş sözcüklerin bazıları deyimlere ve atasözlerimize kadar girmiştir. Bunların ne olacağı sorulmakta. Biliyoruz ki, deyimlerdeki veya atasözlerindeki sözcükler değiştirilmez, olduğu gibi kullanılır. Biz örneğin bir deyimdeki sözcüğün Türkçe karşılığını bulmuşsak, o deyim ne olacak? Yanıtlayalım...

Deyimlerin içindeki sözcüklerin zorla değiştirilmesi söz konusu olamaz. Deyimlere bile girmiş sözcüklerin de değiştirilmesi, dilden çıkarılması oldukça güçtür. Ancak olanaksız değildir. Günümüzde atasözü ve deyimlerde varlığını sürdüren, ancak dilden çıkmış çok sözcük vardır. Örneğin; "abesle iştigal etmek" deyimini ele alalım... Günümüzde "iştigal" sözcüğünün bu deyim dışında kullanımına denk gelinmez. Çoğu kişi anlamını bile bilmez. Bu deyim dışında kullansanız, çoğu kişi anlamaz. Demek ki dilden sözcük çıkması, ne deyimi ne de atasözünü etkiliyormuş... Deyim varlığını sürdürebiliyormuş.

Gerçekte, bir sözcüğün dilden çıkması, ancak o sözcükle kurulmuş deyimlerin ve atasözlerinin sürmesi ilk aşamadır. ikinci aşama ise o sözcüğün başka sözcükle değişmesidir. Aynı örnek üzerinden gidersek; "abesle iştigal etmek" deyimindeki iştigal sözcüğü unutulmuş olmasına karşın uzun süre deyimde varlığını sürdürmüştür. Ancak TDK'nin Atasözü ve Deyimler Sözlüğü'ne baktığımızda, bu deyim şöyle geçmektedir: "abesle iştigal etmek (uğraşmak)"... Buradaki "uğraşmak" sözcüğünün de bu deyimde kullanıldığını görmekteyiz. Demeli, halk bu deyimi "abesle uğraşmak" olarak da kullanmaktadır. Bu da bu sözün deyimden de sürev içinde çıktığını göstermektedir. Bu gibi örnekler artırılabilir.

Deyimlerin ve atasözlerinin içindeki sözcüklerin halk tarafından sürev içinde değiştirildiğini de görebiliriz. Sözcük unutulduğunda, deyim veya atasözü işlek olarak dilde kullanılıyorsa, sözcük de sürev içinde Türkçesi ile değişiyor. TDK'nin Atasözü ve Deyimler Sözlüğü'nde şu örnek vardır: "Korkulu rüya (düş) görmektense uyanık yatmak evladır (yeğdir)". Bu atasözünde ayraç içinde verilen sözcüklerin de kullanıldığı anlamına gelir. Ayraç içindekiler Türkçe kökenlidir. Bu atasözü, "Korkulu düş görmektense uyanık yatmak yeğdir" biçiminde de kullanılıyor anlamına gelir. Yine "rüya gibi" yerine "düş gibi" dendiğini de sıkça duymuşsunuzdur. "Büyük laf etmek" yerine "büyük söz söylemek" dendiğini, "laftan anlamamak" yerine "sözden anlamamak" dendiğini duyabiliriz.

Deyimler ve atasözleri de sürev içinde değişmektedir. Ayrıca yeni Türkçe sözcükler, yeni deyimlerin oluşmasında da etkili olacak, deyimlerimiz çeşitlenecektir. Bu aşamada, özleşmenin kendisi, atasözü ve deyimlerde doğal bir değişimi getirmekte ve bu değişim halk tarafından yapılmaktadır.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
Zamanın silmediği hiç bir anı, ölümün sona erdirmediği hiç bir acı yoktur. - (Cervantes)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Milletimizin hedefi, milletimizin ideali bütün dünyada tam manasıyla medeni bir toplum olmaktır. (1924)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü