Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

TÜRKÇE KIT BİR DİL Mİ? - 22.12.2013
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

"Birkaç yabancı sözcük için hep aynı sözcüğü kullanıyoruz. Bu Türkçenin kıtlığından ileri geliyor." diyen bir kesim var. Ayrıca kimilerince c, f, h, j, l, m, n, p, r, ş, v, z sesleri ile başlayan hiçbir sözcüğün Türkçe olmadığı söylenir. Bunun da Türkçenin yetersizliğinden kaynaklandığını ileri sürerler. Bu kişilere yanıt verelim...

Doğrudur. Birkaç sözcük için kimi kez bir sözcük kullanırız. Başka bir dil ile Türkçe arasındaki sözlüğe baktığınızda da bunu görebilirsiniz. Örneğin "manifesto" sözcüğü de "deklarasyon" sözcüğü de "bildiri" sözcüğü ile karşılanır. Bu durumun başlıca birkaç nedeni var. Açıklayalım...

Öncelikle bu durumun en önemli nedenlerinden biri, o yabancı sözcüklerin başka başka dillerden gelen aynı veya çok yakın anlamlı sözcükler olmasıdır. Az önce verdiğimiz örnekte olduğu gibi, "manifesto" sözcüğü İtalyancadan dilimize geçmiş iken, "deklarasyon" sözcüğü Fransızcadan dilimize geçmiştir. İkisi aynı anlamdadır. Yine "ayrıntı" sözcüğünün Fransızcadan gelen "detay" ve Arapçadan gelen "teferruat" sözcüklerinin karşılığı olduğu açıktır. Bu durumda, teferruat için ayrı, detay için ayrı sözcük türetmek anlamsızdır. Bu durum; Türkçedeki onaylama sözü olan "evet" sözcüğünün İngilizcedeki "yes"in karşılığı olduğunu düşünüp, Fransızcadaki "oui" (vi) için ayrı karşılık aramaya benzer.

Aynı dilden gelen sözcüklerde de birden çok sözcük için tek bir karşılık verildiği olur. Ancak bu kişilerin gözden kaçırdığı bir nen varsa, o da bizim kimi kez birden çok sözcükle anlattığımız kavramların, yabancı dillerde aynı sözcük ile anlatılabiliyor oluşudur. Bu durumun ana nedeni gereksinimdir. Sözcükler gereksinimden doğar. Bir dilde ayrı anlamı gerektiren bir durum olduğunda yeni sözcük ortaya çıkar. Gerekli değilse, ayrıca sözcük oluşturulmaz. Örneğin, Eskimo dilinde "kar" anlamına gelen 50 dolayında sözcük vardır. Çünkü Eskimoların yaşamında kar ve kardaki en küçük değişiklik bile önemlidir. Bu yüzden en küçük bir değişikliği bile başka sözcükle karşılamışlardır. Ancak diğer çoğu toplumda kar için bu kadar sözcük kullanmak gereksizdir. Yine Türkçede akrabalık terimleri çok türlü iken, örneğin İngilizcede daha az türlülük gösterir. İngilizler "hala" ve "teyze"yi birbirinden ayırmaya gerek duymazlar ve aynı sözcük ile anlatırlar. Biz ise ayırırız. Bu durumda, sözlükte İngilizler de "hala" ve "teyze" için, hatta "yenge" için bile aynı sözcüğü (aunt) karşılık olarak verirler. Yine İngilizcede "gönül" ve "yürek" için aynı sözcüğü kullanırlar. Yine İngilizcede "get" sözcüğünün 50 dolayında ayrı anlamı vardır. Bütün bunlar İngilizceyi kıt bir dil yapmaz. Bu örneklerin sayısı artırılabilir.

Bu kişilerin bilmediği bir başka dilsel nen de şudur: Bir dilin sözcük sayısı onun varsıllığını göstermez. Dili varsıllığını gösteren ana etken yetkinliktir. Demeli, nicelik değil, nitelik önemlidir. Eğer dilin anlatım gücü, karmaşık kavramları, duyguları ve düşünceleri anlatmak için yeterli ise, bunu kaç ayrı sözcük ile anlattığınızın bir önemi yoktur. Kaldı ki, Türkçenin sözcük varlığı hiç de az değildir. Diğer birçok yaygın dilden belirgin biçimde daha az sözcüğü olduğu söylenemez. Tersine, birçok dilden daha çok sözcüğü vardır. Bu konudaki verileri, başka bir yazımızda vermiştik. Kısacası, Türkçe hem nicelik hem de nitelik açısından yeterlidir.

Özetle, düz düşünüş ile varılmış sonuçlar, dilbilimi açısından genelde yanlış yargılara varmaya neden olabilir. Öncelikle dilbilimi ile ilgili genel bilgileri ve ilkeleri bilmek, bu tür yanlış algıların ve yorumların önüne geçebilir. Ancak ne yazık ki bilgiye ulaşmadan ve araştırmadan çok çabuk vargıya (karara) varabilen tez yaradılışlı bir toplumuz.

Gelelim diğe konuya... Çoğu kaynakta, Türkçede c, f, h, j, l, m, n, p, r, ş, v, z sesleri ile Türkçede sözcük başlamadığı ileri sürülmektedir. Bu sözlükteki 28 ses ile başlayan (ğ ile zaten başlamaz) bölümlerden 12'sini çıkarmak demek. Bu çok büyük bir oran... Bu sav doğru mudur? Tartışalım...

Öncelikle bu kuralın yanlış olmadığını, ancak çarpıtıldığını söylemeliyiz. Çünkü bu kural 1500 yıl öncesinin Türkçesinde var olan bir kuraldır. Orhun Yazıtları'nın yazıldığı dönem için doğrudur. Ancak aradan geçen 1500 yılda, çeşitli ses dönüşümleri, ses düşmeleri vb. olmuştur. Türkçe olan sözcükler değişime uğramıştır. Bunda göçlerle gelen iklim değişikliğinden tutun da, zaman etmenine kadar birçok değişik etmen vardır. Bunun sonucu olarak bu 12 sesten çoğu ile Türkçe köklü sözcükler başlar duruma gelmiştir. Bunun yanısıra, 1500 yıl önce de bugün de, yansıma köklü birçok sözcük zaten bu seslerle başlamış ve başlamaktadır. Bazı kaynaklar bu durumu "istisna" diye belirtirler. Derler ki: "... sesleri ile yansımadan türeyen sözcükler dışında Türkçe sözcük yoktur"...

Tüm bunların yanında, Türkiye Türkçesi dışındaki Türkçelerde bu seslerle başlayan sözcük sayısı bizden açık ara daha çoktur. Diğer Türkçelerde ses dönüşümleri sonucu, örneğin; y sesi kimi zaman j'ye, kimi zaman c'ye dönüşmüştür. Bunun gibi türlü dönüşümler, bu kuralı değiştirmiştir.

Günümüz Türkçesi ile bu sesleri tek tek ele alalım... (Yansımadan türeyenleri dışarıda bırakacağız)

C Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • carık: ışık (halk arasında)
  • carıklık: aydınlık (halk arasında)
  • caş: genç, delikanlı
  • cay-: sözünden dönmek (çay- sözcüğünden)
  • cazgır: bağıran kişi. (çar-: çağırmak kökünden)
  • cepken: üste giyilen yelek (çekmen sözcüğünden)
  • cığan: akçasız (çıgan sözcüğünden)
  • cılga: keçi yolu (cıl < col < yol - Kırgız Türkçesinden)
  • cılız: çok zayıf (cılgız - Kırgız Türkçesinden)
  • cır: Türkü (cır < yır - Kırgız Türkçesinden)
  • cırbala: küçük çocuk (halk arasında: cır+bala)
  • cırık: yarık, yırtık
  • cırmala-: tırmalamak (halk arasında)
  • cırnak: tırnak (halk arasında)
  • cıvık: sulu (cıvı < sıvı)
  • cıyın: sinir (halk arasında)
  • cıyındırık: sinirli (halk arasında)
  • cibin: sinek (çipin sözcüğünden)
  • cibinlik: sineklik
  • cibre: posa (çöp+re)
  • cimcik: çimdik (halk arasında)
  • cindoruk: en yüksek yer (çin+turug)
  • cop: kısa değnek (çöp sözcüğünden)
  • coş-: coşmak
  • cucuk: peynir mayası (halk arasında)

    *EK: C sesi eski Türkçede yoktur. Çoğu zaman c sesi ile başlayan sözcüklerin ç veya y sesinden dönüştüğü görülür. Sözcük içinde açı > acı gibi uzun ünlülerin etkisiyle dönüşmüşlerdir.

    F Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • ferik: piliç (halk arasında: bili+ç)
  • filiz: sürgün (bili+ç)
  • fitik: askerlikle ilgili belge (bitig sözcüğünden)

    *EK: F sesi eski Türkçede yoktur. Zamanla öbke > övke > öfke dönüşümünde olduğu gibi; b sesinin v'ye, onun da f'ye dönüştüğü görülmüştür.

    H Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • habazan: başıboş, işsiz (h+abazan)
  • haçan: ne zaman (kaçan sözcüğünden)
  • hak: kurtulmuş meyve (kak sözcüğünden)
  • hakan: kağan
  • halı: halı (kalıñ sözcüğünden)
  • han: kağan (han < xan < kağan < kagan)
  • hangi: soru adılı (kangı sözcüğünden)
  • hanım: kadına verilen san (kañ kökünden)
  • hani: soru adılı (kanı sözcüğünden)
  • hapaç: apış arası (halk arasında)
  • hapan: kapan (halk arasında)
  • hara: nereye (ka+ra)
  • hardan: nereden
  • haşarı: yaramaz (aşırı sözcüğünden)
  • hatun: kadın (katun sözcüğüden)
  • havlu: kurulanmaya yarayan bez (kav kökünden)
  • havut: deve semeri (kov: kof, boşluk kökünden)
  • haylaz: aylak (ay: boşta gezen)
  • hedik: haşlanmış buğday (halk arasında)
  • heke: öfke, heyecan (öbke sözcüğünden)
  • hep: bütün olarak (köp sözcüğünden)
  • him: köşe, çalılık, temel (halk arasında: im kökünden)
  • hin: açıkgöz (halk arasında: in kökünden)
  • hoca: bilge (koca sözcüğünden)
  • hotoz: süslü başlık
  • höke: kibirli, ukala (halk arasında: öke sözcüğünden)
  • hörgüç: devenin sırtındaki çıkıntı (örküç sözcüğünden)
  • höyük: küçük tepe (üyük sözcüğünden)

    *EK: H sesi eski Türkçede yoktur. Ancak zamanla k sesinin önce q veya hırıltılı h sesine dönüşmesi, ardından da h'ye dönüşmesi ile oluşmuştur.

    J Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

    Türkiye Türkçesinde J sesi ile başlayan sözcük yoktur.

    L Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • laçın: bir tür şahin (ala+çın)
  • lan: argo bir sesleniş (oğlan sözcüğünden)
  • loş: az ışıklı yer (yoş sözcüğünden)

    M Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • malak: manda yavrusu (bala+k sözcüğünden)
  • mantar: ağaçlara saran bitki (DLT'deki mandar)
  • mantı: bir yemek türü (ortak Türkçe sözcüklerden)
  • melen: işlenmemiş toprak
  • melengiç: çitlembik (melen sözcüğünden)
  • men: ben
  • mengi/mengü: sonsuz (bengü sözcüğünden)
  • mertek: tavan kirişi (met kökünden)
  • miçek: sivrisinek (halk arasında)
  • minder: oturulan yastık (min- < bin- sözcüğünden)
  • moymul: yırtıcı bir kuş (boymul < boyun+ul sözcüğünden)
  • murç: yaprak ve çiçek tomurcukları (halk arasında)
  • murt: tortu (halk arasında)
  • mutlu: kutlu (kut sözcüğünden kutlu mutlu ikilmesi ile)

    *EK: Türkçede baştaki b sesi kimi zaman m sesine dönüşmüştür.

    N Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • narpız: yaban mersini (yarpız sözcüğünden)
  • nasıl: soru adılı (ne+asıl)
  • ne: soru adılı
  • nen: şey (ne kökünden)
  • neden: soru adılı
  • nerede: soru adılı
  • nereden: soru adılı
  • nereye: soru adılı
  • nesne: varlık (ne kökünden)
  • nevin: buğday tanesinin özü (n+evin)
  • neye: soru adılı
  • neyse: ne ise
  • nice: neçe
  • niçin: soru adılı (ne+için)
  • niye: soru adılı

    *EK: N sesi ile başlayan soru adılları, Türkçedeki "ny" sesinden gelmektedir.

    P Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • palak: ayı yavrusu (bala+k)
  • palaz: büyümüş civciv (bala+z)
  • palto: üste giyilen yelek (DLT'deki partu sözcüğünden)
  • pamuk: bitki adı (bamuk sözcüğünden)
  • papak: uzun tüylü kalpak (kap sözcüğünden)
  • parmak: eldeki uzantılar (bar kökünden)
  • parpuz: yaban mersini (yarpuz sözcüğünden)
  • pars: yırtıcı bir hayvan (bar: kaplan sözcüğünden)
  • pastırma: et türü yiyecek (bas- kökünden)
  • paşa: bir san (baş+ağa)
  • pek: katı, çok (bek sözcüğünden)
  • pekiyi: olur (bek+iyi)
  • pekiş-: sertleşmek (bek kökünden)
  • pekmez: bir yiyecek (bek kökünden)
  • peksimet: bir yiyecek (beksi ekmek)
  • perçem: saç (beçkem sözcüğünden)
  • pısırık: korkak (bus- kökünden)
  • piliç: büyümüş civciv (bili+ç)
  • pire: bir böcek türü (bürge sözcüğünden)
  • pis: tortu
  • piş-: pişmek (biş- kökünden)
  • pişi: bir yiyecek (biş- kökünden)
  • pişir-: pişirmek
  • pişkin: yüzsüz (biş- kökünden)
  • poğaça: bir yiyecek türü (boğ kökünden)
  • porsuk: bir hayvan türü (borsuk sözcüğünden)
  • pot: budanöış, kısa, cüce (bod sözcüğünden)
  • potuk: bir yıllık otsu tüysüz bitki (bodu kökünden)
  • pörsü-: buruşmak (bürsü- sözcüğünden)
  • pus: sis (buğu sözcüğünden)
  • pusu: tuzak (buğu sözcüğünden)
  • pürüz: kusur (pür kökünden)

    *EK: P ile başlayan sözcüklerin çoğu, b sesinin sertleşmesiyle olmuştur.

    R Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

    Türkiye Türkçesinde R sesi ile başlayan sözcük yoktur. Bu yüzden ses türemesi ile halk arasında başına ı veya i getirilerek söylenir.

    Ş Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • şad: prens
  • şalgam: bir bitki türü (çal- kökünden)
  • şayak: bir tür kumaş (halk arasında)
  • şebek: maymun türü (çep+ek)
  • şımar-: şımarmak (şım-: serbest bırakmak)
  • şımkı: ince uzun değnek (çıb+kı)
  • şıvgın: taze sürgün (çıvgın sözcüğünden)
  • şimdi: şu an (imdi sözcüğünden)
  • şimşek: şimşek (süğşek sözcüğünden)
  • şiş: şişmiş olan (siş sözcüğünden)
  • şiş-: şişmek (siş sözcüğünden)
  • şişik: şişmiş (siş sözcüğünden)
  • şişir-: şişirmek (siş sözcüğünden)
  • şişkin: şişkin (siş sözcüğünden)
  • şişman: şişmiş kişi (siş sözcüğünden)
  • şölen: eğlenceli yemek (silen sözcüğünden)
  • şöyle: şunun gibi (uş+öyle)
  • şu: gösterme sözü (şu < şol < uş ol < işte o)

    *EK: Ş ile başlayan sözcüklerin çoğunun ilk sesi s veya ç sesinden dönüşmüştür.

    V Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • var: yok karşıtı (bar sözcüğünden)
  • var-: varmak, erişmek (bar- sözcüğünden)
  • varak: varılacak yer (bar- sözcüğünden)
  • varan: ardışıklık bildiren söz (bar- sözcüğünden)
  • vargı: sonuç (bar- sözcüğünden)
  • varış: varma işi (bar- sözcüğünden)
  • varlık: zenginlik (bar sözcüğünden)
  • varsıl: zengin (bar sözcüğünden)
  • varvara: sonuç (bar- sözcüğünden)
  • vaşak: yırtıcı hayvan (üş kökünden)
  • ver-: vermek (ber- sözcüğünden)
  • verecek: verilecek olan, borç (ber- kökünden)
  • veresiye: sonra verilecek olan (ber- kökünden)
  • verev: bir köşeden bir köşeye (yer kökünden)
  • vergi: devlete ödenen bedel (ber- kökünden)
  • veri: bilgi (ber- kökünden)
  • verici: yayıcı (ber- kökünden)
  • veriliş: akış (ber- kökünden)
  • verim: verim (ber- kökünden)
  • veriş: sunma (ber- kökünden)
  • veriştir-: söylenmek (ber- kökünden)
  • versek: ihbar dilekçesi
  • vur-: vurmak (ur- sözcüğünden)
  • vurgu: baskılı söyleme (ur- kökünden)
  • vurgun: ani kazanç (ur- kökünden)
  • vurma: vuruş (ur- kökünden)
  • vuru: vuruş (ur- kökünden)
  • vurucu: etkili (ur- kökünden)
  • vuruş: vurma (ur- kökünden)

    *EK: V sesi ile başlayan sözcüklerin çoğunun ilk sesi b sesinden dönüşmüştür.

    Z Sesi ile Başlayan Türkçe Sözcüklere Örnekler:

  • zağrak: yağ kabı (zag < sag < yag)
  • zıpkın: av aleti (sıpkın sözcüğünden)
  • zibek: havan (sibek sözcüğünden)
  • zukma: yumruk (halk arasında: sok- sözcüğünden)

    *EK: Z sözcüğü ile başlayan sözcüklerin ilk sesi genelde s sözcüğünden dönüşerek oluşmuştur.

    SONUÇ:

    Örneklerden de görüldüğü gibi yalnızca iki ses (j ve r) ile başlayan sözcük Türkçede bulunmamaktadır. Diğer seslerle başlayan sözcükler 1500 yıl öncesinden bugüne değin ses dönüşümleri ile, halk arasında veya yazı dilinde oluşmuş durumdadır. Bu sözcüklerin sayısının diğerlerine göre az olması, olmadığı anlamına gelmez. Nasıl ki, başka dillerde de (örneğin İngilizcede X ile Y ile veya Z ile) bazı seslerle başlayan sözcük sayısı az ise bizde de bu doğaldır. Ancak "yoktur" demek yanlıştır. Burada; Türkçenin yoksul bir dil olduğu vurgusunu yapmak veya sonradan uydurulduğu söylemek isteyenlerce kullanılan bir çarpıtma söz konusudur. Elbette bu düşüncenin yayılmasında bilgisizlik ve sorgulamadan bilgiyi almanın da etkisi vardır.





    Diğer Yazılar

  •  
    Özlü Söz:
    İnsan bir ağaca benzer, kökü, ahdinde durmaktır. - (Mevlana Celaleddin Rumi)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    Memleketimizin ekonomik kaynakları bütün dünyanın hırslarını çekecek verim vezenginliğe sahiptir. Halkımızın çiftçi olması, topraklarımızın dünyanınen bereketli topraklarından bulunması, maddi hayat için hiçbir endişeyeyer bırakmamaktadır. (1922)


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü