Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

GÖKTÜRK (ORHUN) YAZISININ ÖZELLİKLERİ VE KURALLARI - 07.12.2014
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Bu yazı, Türkçe yazılması için oluşturulmuştur. Bu nedenle yabancı sözcüklerin tümüyle doğru yazılması güçtür. Ünlü uyumuna dayanır. Orhun yazısı sağdan sola doğru yazılmaktadır. Orhun yazısında büyük-küçük damga ayırımı yoktur ve toplam 39 damgadan oluşur. 39 damgaya ek olarak, sözcükleri birbirinden ayırmak için ":" imi kullanılır. Bu im satırların ilk sözcüklerinin önünde kullanılmazken, satırların son sözcüklerinin sonunda kullanılır. Damgaların beşi ünlü, sekizi bileşik ve 26'sı ünsüzdür (ñ bileşik ünlüden sayılmamalıdır). Yazının geleneksel kuralları şöyledir:

Orhun yazısında bugün kullandığımız C, F, Ğ, H, J ve V damgaları yoktur. Bu sesler dilimizde ses dönüşümleri ile ikincil olarak oluşmuştur. Bu seslerin yerine, ses dönüşümleri ile hangi sesten geldiler ise onlar kullanılır. Bu durumda; C yerine Ç, H yerine K, Ğ yerine G, V yerine B, F yerine ise duruma göre P veya B (çoğunlukla P) kullanılır. J ise günümüzde de yoktur.

Seslem (hece) içindeki ünlü kalın ise (a, ı, o, u) kalın ünlülerle kullanılan ünsüzler, ince ise (e, i, ö, ü) ince ünlülerle kullanılan ünsüzler yazılır. Seslem ünlü uyumuna uymuyorsa, seslemlere ayrılarak her seslem kendi içinde değerlendirilir. Aynı sesin (a-e, ı-i) kalın ve ince ünlüsü genelde aynı damga ile gösterilir. Bir ünlünün nasıl okunacağı, içinde bulunduğu seslemdeki ünsüzlerin seçimine göre değişir. Bir seslem (hece) içinde kalın ünlülerle kullanılan ünsüzler kullanılmışsa kalın, ince ünsüzler kullanılmışsa ince okunur. Ç, Z, Ñ, M, Ş, P ünsüzleri için kalın ve ince ayrımı yoktur. Tüm ünlülerle aynı kullanılır.

Ünsüzler tek başlarına okunuşları ile anılır. Örneğin; "er" damgası tek başına "er", "ant" ve "alt" damgaları ise tek başlarına ant ve alt sözcüklerini verir. Sözcük başlarında yanlarında ünlü olmadan yazılırlarsa, okunuşları ile söylenirler. Örneğin; aç ve ık damgaları yanyana yazıldığında "açık" diye okunur.

A ve E sesleri Türkçede çok kullanıldığı ve eskiden taşa yazmak zor ve yer kısıtlı olduğu için A-E damgası gerekmedikçe yazılmaz. A-E damgasının yazılması için ünlünün uzun ünlü olması gerekir veya diğer ünlü yazma kurallarından birinin gerçekleşmesi gerekir. Örneğin; KAĞAN yazarken, NGK yazılır. Şöyle: Kalın N + Kalın G + Kalın K. Ünsüzler kalın yazıldığından arada A sesi olduğu anlaşılır. Örneğin; zehir anlamında AĞU sözcüğü yazılırken, A uzun ünlüdür. Bu yüzden yazılır. Yine, ADAŞ yazarken ilk A sesi uzun olduğundan yazılır ancak ikincisi yazılmaz (Ş + Kalın D + A). Eğer son ses ünlü ise kesinlikle yazılır. Örneğin; KARA yazarken ARK (A + Kalın R + Kalın K) biçiminde yazılır. Eğer RK biçiminde yazılsaydı, KAR diye okunurdu. Sondaki ünlü yanlış okumayı önler.

Bir sözcük yazılırken, sözcük içindeki ünlü değişmiyorsa, ilki yazılır. Diğerleri yazılmaz. Ünlü değişmediği sürece yalnızca biri yazılır. Örneğin; TİGİN yazarken, NGİT yazılır. İkinci İ damgasına gerek yoktur. Şöyle: İnce N + İnce G + İ + İnce T. Örneğin; BODUN sözcüğü, NDOB (Kalın N + Kalın D + O + Kalın B) biçiminde yazılır. Çünkü O ve U aynı biçimde yazılmaktadır. İlk seslem dışında O sesi Türkçede bulunamayacağından, ikincisi U olarak okunur. Eğer ünlü değişiyorsa, o zaman yazılır. Örneğin; KATUN yazarken, NUTK (Kalın N + U + Kalın T + Kalın K) biçiminde yazılır.

Bileşik damgalı sesler şunlardır: NÇ, LT-LD, NY, NT-ND, İÇ, OK-KO-UK-KU, ÖK-KÖ-ÜK-KÜ, IK-KI-İK-Kİ. Bu sesler görüldüğü yerde bu seslere ilişkin damgalar kullanılır. Bu damgaların kullanılması, diğer kuralları etkilemez. Örneğin; YANIK yazarken, IK + Kalın N + Kalın Y kullanılır. YANAK yazarken, Kalın K + Kalın N + Kalın Y kullanılır. SOLUK yazarken, UK + Kalın L + O + Kalın S kullanılır. ÇÜRÜK yazarken ÜK + İnce R + Ü + Ç kullanılır. ÇÖREK yazarken ise, İnce K + İnce R + Ö + Ç kullanılır. Burada Ö ve Ü için kullanılan damgalar aynı olduğundan ayrımı yapan bileşik damga kullanılıp kullanılmamasıdır. OK ve ÖK damgaları zaten ünlü sesini verdiğinden ünlü değiştiği halde belirtilmesine gerek bırakmaz.

Bileşik sözcükler yazılırken, her sözcük kendi içindeki kurala göre yazılır. Ancak araya ":" imi konmadan bitiştirilir. Örneğin Atatürk yazarken, Ata sözcüğü kendi içinde, Türk sözcüğü de kendi içinde, kurallara göre bağımsız yazılır. Ek almış sözcüklerde ise söözcüğün kökü veya gövdesi özgün biçimde yazılır. Sözcüğe gelen çekim ekleri kendi içinde kurallara göre yazılır. Sezilebilen eklerde ünlüler kullanılmaz.

Orhun yazısı, Göktürk dönemindeki Türkçe kurallarına göre oluşturulduğu için sorunsuzca okunup yazılabilirdi. Ancak günümüzde Türkçenin kuralları doal değişimlere uğramıştır. Örneğin, geçmişte birçok ses ile (D, G, L, M, N, O, P, R, Ş, Z gibi) sözcük başlamazdı. Ancak günümüzde bu kural değişmiştir. Örneğin bugün "demir" olarak söylediğimiz sözcük, geçmişte "temür" biçiminde idi. D sesi başa gelemezdi. Bu nedenle yazarken başta ünsüz damga olan sözcükler ilk sesleri A veya E sesleriymiş gibi kabul edilerek okunurdu. Örneğin, A + Kalın R damgaları görüldüğünde "ara" diye okunurdu. Çünkü başta R sesi olamazdı. Ancak günümüzde doğal değişimlerle bu gibi kural yıkıldığı için, karışıklığa, yanlış okumalara neden olmaktadır. Bu amaçla, hem Orhun Yazısı'nda eksik olan damgaların yerine ses dönüşümleri ve damgaların oluşum süreçlerine dayanarak Gökbey Uluç gibi kişilerce yeni damga önerileri getirenler, bu yazı ile yazmak isteyenler için kurallarda da bir takım düzenlemeler yapmıştır. Buna göre, sözcük karışıklıklarını engellemek için A-E sesi de diğer ünlüler gibi ilk seslemde (eğer ilk ses değilse) gösterilebilir. Örneğin; "I + Kalın R + Kalın Y" yazıldığında "ayrı" diye, "I + Kalın R + A + Kalın Y" diye yazıldığında ise "yarı" diye okunur. İlk seslemde, ilk damga ünsüzse, yanına yazılacak bir A-E damgası; ilk sesin ünlü değil, ünsüz olduğunu gösterir. Ayrıca Uluç, ilk seslem dışındaki diğer seslemlerde A-E damgalarını göstermeyip, diğer ünlü damgaları göstermeyi önermiştir. Böylece "tigin" yazarken her iki İ'nin de gösterilmesini, Ancak "kağan" yazarken ilk A'nın gösterilip, ikincisinin gösterilmemesini önererek, karışıklıkları aza indirmiştir. Örneğin; "görüyorum" yazarken tüm ünlüleri yazmak, ancak "bakacak" yazarken ilk A dışındaki hiçbir ünlüyü yazamamak gerekir. Böylelikle gelenekten tümüyle kopmadan en az karışıklığa yol açacak biçimde yazım olanaklıdır. Elbette gelenekten tümden sıyrılmayı kabul edersek, Latin abecesindeki gibi tüm seslerin yazılması da söz konusu olabilir.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
İnsan gözdür, görüştür, gerisi ettir. İnsanın gözü neyi görüyorsa, değeri o kadardır. - (Mevlana Celaleddin Rumi)
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Öğretmenler! Cumhuriyet sizden düşünceleri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü