Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Toplantılar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

GENİŞ ZAMAN EKİNDEKİ İLGİNÇ DURUM - 22.03.2015
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Neden "gider ve yapar diyorken, vurar ve geler değil de vurur ve gelir diyoruz? Bir yerde neden -ar / -er olurken, başka yerde -ır / -ir / -ur / -ür oluyor?" Hiç düşündünüz mü?

Gerçekte oldukça ilginç ve kolay bir yanıtı vardır bu sorunun. Bu durum, Türkçe sözlerin eski biçimiyle ilgili bir durumdur. "Vurur" deriz, "vurar" demeyiz. Ancak "yapar" deriz, "yapır" demeyiz. Gerçekte geniş zaman eki olan -r eki, -(A)r biçiminde de yer alır. Ancak özel durularda -(I)r biçimi ile daralır. Bu durumlar da kök eylemin ünlüsü ile ilgilidir.

Eski kök sözcüklere getirilen eklerde eğer eylem kökü dar veya yuvarlak ünlü içeriyorsa -ır, -ir, -ur, -ür biçimlerine dönüşür. Bunun amacı ses uyumlarını sağlamaktır. Görür, vurur, olur,... vb. Ancak kimi zaman eylem kökü gel- eyleminde olduğu gibi dar veya yuvarlak ünlü içermezken de bu durum gözlenebilir. Geler değil, gelir denir. Burada bir tutarsızlık var gibi görünmekte... İlginçlik işte burada başlıyor. Bunun nedeni ise, gel- kökündeki e sesinin gerçekte kapalı e (é) sesi olmasıdır. Gél- eylemindeki ünlü, gerçekte dar bir ünlü olan é'dir. Sözcüğün eski biçiminde bu görülür. O yüzden bir daralma söz konusu olur ve geler değil, gelir diye söylenir. Bu daralma, sürev içinde dilde kalmış ve kapalı e sesi iz bırakmıştır. kapalı e'nin olduğu sözlerde benzer daralma örnekleri de bulunur.





Diğer Yazılar

 
Özlü Söz:
İyilik yapmayı bilmiyorsan, hiç olmazsa kötülük yapma. - (H. Dehlevi )
Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
Yollarımızı çağın, bugünkü ilerlemelerinin gerektirdiği mükemmel bir duruma getirmemiz lazımdır. Ancak bu şekilde memlekette hüküm süren fakirlik ve sefalete çarebulabiliriz. (1923)


© Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
Öneri: 1024x768 ve üstü