Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

KAHVE - 03.05.2015
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Kahve sözcüğünün kendisi Türkçe değildir. Adını Habeşistan'ın Kaffa kentinden alır. Özel ad kökenlidir. Bu kentin adının Arapçadaki okunuşu olan qahwah sözcüğünden dilimize geçmiştir.

Kahve sözcüğünün kendisi Türkçe olmasa bile, son yıllarda özellikle İtalyanca kahve adları ile beynimiz döndü. Anlamadığımız bir dilde ne istediğimizi anlatmaya çalışıyoruz. Oysa bu adların çoğu çok daha Türkçe ve anlaşılır biçime sokulabilir. İşte birkaç terim:

  • espresso: İtalyan kahvesi
  • cappuccino: sütlü köpüklü İtalyan kahvesi
  • macchiato: köpüklü İtalyan kahvesi
  • Americano: Amerikan kahvesi, sulu İtalyan kahvesi
  • Viennese: Viyana kahvesi
  • Irish coffee: İrlanda kahvesi
  • French press: Fransız kahvesi, süzgeçli kalın kahve
  • cafe au lait: sütlü Fransız kahvesi

    Bir de bu kahveleri isterken kullanılan terimler var. Ne yazık ki onlar da İtalyanca. Onlara da bir göz atalım...

  • mocha: sütlü çikolatalı
  • latte: süt
  • filtre: süzgeç
  • lungo: uzun
  • con: ile
  • ristretto: sınırlı
  • panna: krem
  • iced: buzlu
  • double-shot/doppio: iki ölçek
  • frappe: buzlu, soğuk
  • grande: bol, çok, üç ölçü
  • bitter: acımsı, acıtatlı



    Diğer Yazılar

  •  
    Özlü Söz:
    Zekasız kuvvet yıkabilir, ama yapamaz. - (Cenap Şahabettin)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    Türkiyemizi layık olduğu seviyeye yükseltebilmek için, mutlaka ekonomimize birinci derecede önem vermek mecburiyetindeyiz... Fakat itiraf etmeye mecburuzki, ekonomimizeg erektiği kadar önem vermemiş bulunuyoruz. Bir milletin doğrudan doğruya yaşamın gerektirdikleri ile uğraşamaması, o milletin yaşadığı devirler ve devirleri tespit eden tarih ile çok ilgilidir. Bu nedenle biz de eğer uğraşamamış isek, gerçek sebepleri geçirdiğimiz devirlerde ve özellikle tarihimizde arayabiliriz. Fakat böyle birinceleme yaptığımız zaman, maalesef itirafa mecburuz ki, biz henüz şimdiye kadar gerçek, ilmî, müspet anlamı ile milli bir devir yaşayamadık. Bu nedenle milli birtarihe sahip olamadık. (1923 )


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü