Dil Çalışmalarım

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Dil Yazılarım

TÜRK YAZINI NEDİR, NE DEĞİLDİR? - 12.12.2015
Dr. Hasan Şahin KIZILCIK

Yükseköğretimde yer alan Türk Dili ve Edebiyatı mı bölümlerinin içerikleri sanki Arap/Fars Dili ve Edebiyatı izlenimi vermekte. Bu izlenimin iki büyük sorunun sanucu olduğu açıktır. Bu sorunları ele alalım...

Öncelikle "Türk yazını (edebiyatı)" kavramının iyi tanımlanmamasından ileri gelen bir sorun vardır. Öyle ki, "hangi yapıtı Türk yazını içine almalı, hangisini almamalıyız?" sorusunun yanıtı açık bir biçimde verilmelidir. Bir yapıtı ortaya çıkaran kişinin Türk olup olmadığına göre bakarsak, soysal köken tartışmasının içinde buluruz kendimizi. Bu da tam bir çıkmazdır. Burada ölçüt, yapıtın dili olmalıdır. Yapıt, Türkçe yazılmış ise Türk yazınının bir parçası sayılmalıdır. Öyleyse yazarı Türk kökenli olsa bile, başka dillerde yazılan yapıtlar Türk yazını içine alınmamalıdır. Bu durumda; Farsça yazılan Mevlana'nın Mesnevi'si gibi yapıtlar Türk yazınının dışında kalır. Yine yapıtlarını Rusça yazmış olan Cengiz Aytmatov ve yapıtlarını İngilizce yazan Elif Şafak gibi kişilerin bu yapıtları da Türk yazınının dışında kalmalıdır. Aynı yazarın Türkçe yapıtları Türk yazınından sayılırken, başka dillerdeki yapıtları sayılmamalıdır. Ancak ne yazık ki, Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinde Türk devletleri içinde yaşamış kişilerin Arapça ve Farsça olarak yazdıkları yapıtları da incelenir.

Diğer konu ise, Türkiye'deki bilimyurtlarında (üniversitelerde) Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerinin öğretim izlencesi sorunudur. Bu bölümlerde şunlar neredeyse hiç öğretilmez:

  • Göktürk abecesinin nasıl yazıldığı ve okunduğu... Çoğu mezun kişi, Göktürk damgalarıyla yazılmış bir yazıyı çoğunlukla okuyamaz.
  • Uygur abecesinin nasıl yazıldığı ve okunduğu... Çoğu mezun kişi, Uygur abecesiyle yazılmış bir yazıyı çoğunlukla okuyamaz.
  • Kökenbilim (etimoloji) yöntemi ve kökensel inceleme ile ilgili temeller... Mezunlar kendileri öğrenmek zorundadırlar.
  • Altaistik, Türkçenin kökeni ve geçmişine, ses dönüşümlerine, aynı dil ailesindeki dillerle ilişkileri ve benzerlikleri ile ilgili temeller...

    Elbette kökenbilim ve Altaistik gibi ayrıntılı konular lisansüstü düzeyindedir. Ancak temelleri verilmeden lisansüstü yönlimler olmaz. Bu eksiktir... Temelleri verilen ancak yine de eksik kalan başka konular da vardır. Bu bölümlerde şunlar birkaç dersle veya çok ayrıntıya inilmeden geçiştirilir:

  • Halk yazını (edebiyatı). (4-5 ders)
  • Çağdaş Türk lehçeleri. (1-2 ders)
  • Türkçe dilbilgisi konuları. (3-4 ders)
  • Türk dilinin geçmişi (1-2 ders)
  • Türkçenin eski dönemlerinin özellikleri (2-3 ders)

    Bu bölümlerde şunlar derinlemesine ve ayrıntılı öğretilir:

  • Osmanlı yazısı, Osmanlıcaya girmiş Arap ve Fars dillerine ait dilbilgisi (özgün Osmanlı yazısıyla). (4-5 ders)
  • Araplardan Farslara geçmiş, oradan da bize geçmiş olan divan yazını, aruz (özgün Osmanlı yazısıyla). (8-10 ders)
  • Tanzimat'tan Cumhuriyete kadarki batı etkisindeki edebiyat (özgün Osmanlı yazısıyla). (6-8 ders)

    Bunlar zorunlu olan derslerdi. Bir de seçmeli dersler var. Bunların da çoğunluğu Osmanlı dönemi yazın ve dil ile ilgili. Osmanlı yazısı, çoğunlukla el yazısıyla değil, baskı yazısıyla öğretilir. Mezunları, el yazısı okuyamaz. Elbette bilimyurdundan bilimyurduna değişir. Ayrıklığı (istisnası) olan okullar vardır. Ancak ne yazık ki genel görüntü bu. Şimdi soralım: Bu bölümler, Türk Dili ve Edebiyatı mı yoksa Arap/Fars Dili ve Edebiyatı mı öğretiyor?

    Bu denli çok Arap ve Fars dilbilgisi ve yazın özellikleri öğretileceğine, yukarıda belirtilen ve eksik olan konulara daha çok ağırlık verilse, daha nitelikli Türkbilimciler yetiştirmez miyiz? Ne yazık ki Türk yazını ile Arap ve Fars yazını birbirine girmiş durumda. Bunları birbirinden açık bir biçimde ayırmadan, yetkin Türkbilimci yetiştirmek olanaksızdır. Bu yüzdendir ki, günümüzde Türkbilim ile ilgili en önemli yapıtlar hep batılı Türkbilimcilerce yazılmıştır. Türk dilinin ayrıntılı bir kökenbilim sözlüğü, geçmişi ile birlikte ayrıntılı karşılaştırmalı dilbilgisi gibi gerekli olan yapıtların eksikliği git gide artmaktadır.





    Diğer Yazılar

  •  
    Özlü Söz:
    Tecrübe, insanın başına gelen şey değildir; o insanın o başına gelenle ne yaptığıdır. - (Aldous Huxley)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    İnsanların; maddi, fikri, hayati birtakım ihtiyaçları vadır. Bir toplumun da, ortakhitiyaçları vardır. Herkes kişisel ihtiyaçlarını, tek başına karşılayamaz. Toplum üyelerinden her biri, bir iş, bir şey yapar. Bütünbu işler ve şeyler, her insanın ve toplumun ihtiyaçlarını karşılar. Demek oluyor ki, bir toplumun ve onun üyelerinin işleri, kişilerarasında bölünmüştür. Buna, iş bölümü derler.


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü