Kişi Adları ve Anlamları

Ana Sayfa >>

Kişisel Bilgiler >>
    Özgeçmiş
    Bilimsel Yayınlar
    Atıflar
    Tasarılar (Projeler)
    Bilimsel Sunuştaylar
    Yönetilen Tezler
    Dersler
    Görevler
    Diğer Yayınlar
    Dil Çalışmalarım
    İletişim

Fizik/Fizik Eğitimi >>
    Fizik Deneyleri
    Kavram Yanılgıları
    Bilimciler
    Nobel Fizik Ödülleri
    Öğeler Çizelgesi
    Biliyor Muydunuz?

Duyurular >>

Diğer >>
    Bilgisayar
    Bilgi Yarışması
    Sormacalar
    Yararlı Bilgiler
    Güncel Bilgiler



Kişi Adları ve Anlamları

A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N
O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z
  • BABÜR (E) : Böbürlenme; Hindistan'da büyük Müslüman Türk devletinin kurucusu
  • BADE (K) : şarap, içki
  • BADEM (K) : Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç; Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.
  • BADİ (E) : Rüzgara veya havaya ait.
  • BADİYE (K) : Çöl, kır.
  • BAĞATUĞ (E) : Cesur yiğit.
  • BAĞDAGÜL (K) : Değeri ölçülemeyen gül.
  • BAĞLAN : Büyük bir kuş türü
  • BAHA (E) : Güzellik, zariflik; Parıltı; Alışma, dadanma; Bahailik mezhebinin kurucusu.
  • BAHADDİN (E) : Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.
  • BAHADIR (E) : Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi, yiğit, kahraman
  • BAHAR (K) : Kışla yaz arasındaki mevsim, ilkyaz; Güzellik, güzel, genç, taze; papatya; Put, çelipa, sanem; Atılmış pamuk; Ölçek; Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şey.
  • BAHAULLAH (E) : Allah katında değer ve kıymet sahibi.
  • BAHİR (E) : Deniz, derya; Yalancı, ahmak, alık; Ekin sulayıcı, sulayan; Belli, besbelli, açık, apaçık; Işıklı, parlak, güzel.
  • BAHİRA (K) : Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur'an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.
  • BAHİRE (K) : Işıklı, parlak, güzel; Dikenli ağaç; Açık, apaçık; Çok koşan cins deve; Vapur.
  • BAHİSE (K) : Söz eden, bahseden.
  • BAHİT (E) : Bahtı açık şanslı.
  • BAKİYE (K) : Şehvetli kadın; Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.
  • BAHRİ (E) : Denize ait denize mensup, denizle ilgili; Denizci, levent; Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.
  • BAHRİYE (K) : Donanmaya ait; Libya çölünde vahalar grubu; Gönlü geniş, cömert vaha gibi verimli.
  • BAHTINUR (K) : Talihli, şanslı, yazgısı parlak.
  • BAHTİSER (K) : Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.
  • BAHTİŞEN (K) : Talihi, kaderi, kısmeti şen, İkbal
  • BAHTİYAR (K/E) : Bahtlı, talihli; Mesud, mutlu.
  • BAKANAY (K/E) : Gökyüzünde duran ay, açık seçik.
  • BAKİ (E) : Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz; Artan, kalan, geriye kalan; Korunmuş.
  • BAKİNAZ (K) : Sürekli nazlanan, çok nazlı.
  • BAHUR (E) : Fazla sıcaklık
  • BAKLAN : Büyük bir kuş türü
  • BALA (E) : Çocuk yavru; Yüksek, yüce, yukarı, (bkz. Ali); Azat; Yedek atı.
  • BALABAN (E) : Çocuk bekçisi; Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan.
  • BALAHATUN (K) : Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu.
  • BALAMİR (E) : Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.
  • BALGIN (K) : Bala doymuş; çok tatlı, bal gibi.
  • BALHAN (K) : Hazar denizi sahilinde Anuderyanın eski yatağının denize vardığı yerde bir dağ silsilesi.
  • BALIM (K/E) : Benim balım, tatlım - Çok sevgili, samimi arkadaş; Kardeş.
  • BALİ (E) : Eski, koca, köhne.
  • BALİSOY (E) : Eski, köklü soydan gelen.
  • BALK (E) : Şimşek.
  • BALKAN (E) : Sarp ve ormanlık sıradağları; Avrupa'nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya'yı içerir.
  • BALKAR (E) : Kafkasya'da yaşayan Kıpkaç'ların bir kolu.
  • BALKI (K/E) : Parıltı, ışık; Güzel parlak, süslü; Şimşek.
  • BALKIN (E) : Pırıldayan,parlak
  • BALKIR (E) : Şimşek.Parıltılı
  • BALKIZ (K) : Bal kadar tatlı kız; Şirin, tatlı, hoş. Belkıs adının örfte söylenişi.
  • BANGU (E) : Haykırış, bağırış. 2. Gökgürültüsü, yankı.
  • BANU (K) : Kadın, hanım, hatun, gelin, Prenses, Hanımefendi, Züheyla, güneş - Şarap, gülsuyu gibi şeylerin şişesi.
  • BARAK (E) : Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).
  • BARAN (K) : Yağmur, Tarla sürerken sabanın açtığı iz; Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi.
  • BARAY (E) : Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.
  • BARBAROS (E) : Kırmızı sakal (İtalyanca). Baba-Oruç. Türk denizci kaptan-ı derya. Oruç Gazi'nin İtalyanlarca meşhur olan ismi. Kanuni döneminde yaşayan ünlü denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmekte.
  • BARÇIN (K) : Bir tür ipekli kumaş.
  • BARIK (E) : Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar; Yeşillik, çayırlık yer.
  • BARIM (E) : Varlık, servet, zenginlik.
  • BARIN (E) : Bütün, hep; Güç kuvvet; Göğüs; Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri.
  • BARIŞ (E) : Kavgasız, savaşsız yaşam, sulh.
  • BARİK (E) : Parıldayan; Nazik, dakik, ince, Fikr-i Barik İnce düşünce.
  • BARİKA (K) : Şimşek, yıldırım parıltısı.
  • BARKAN (K/E) : Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle; Hareketli kumul.
  • BARKIN (E) : Yolculuk eden, yolcu gezgin.
  • BARLAS (E) : Kahraman, savaşçı.
  • BARTU (E) : En eski Türk kağanlarından biri.
  • BASİR E) : Göz; Görme; Allah'ın sıfatlarından, herşeyi gören ("Abd" takısı almadan kullanılmaz).
  • BASİRET (K) : Göz açıklığı, inceden inceye etraflı derin görüş; Ön görüş, seziş.
  • BASRİ (E) : Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.
  • BASRİYE (K) : bkz. Basri
  • BAŞAK (K) : Arpa, buğday, yulaf gibi bitkilerin tanelerini taşıyan başı; Sağlam, dayanıklı; Okun uç kısmındaki sivri demir.
  • BAŞAR (E) : Girişilen eylemi amaca uygun sonuçlandırmak; Başarılı ol, işi sonuçlandır.
  • BAŞAY (K/E) : Birinci, ilkay.
  • BAŞBUĞ (E) : Başkumandan, hükümdar. - Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar.
  • BAŞEĞMEZ (E) : Buyruk altına girmeyen, kişilikli.
  • BAŞİR (E) : Müjdeci; Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz. Beşir).
  • BAŞKAYA (E) : Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.
  • BAŞKURT (E) : Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt'tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler.
  • BAŞKUT (E) : Kutlu, talihli kimse.
  • BAŞOK (E) : Önde olan yiğit.
  • BAŞOL (E) : Başta ol, önder ol.
  • BAŞÖZ (E) : Önemli soydan gelen.
  • BATIGÜL (K) : Batı'da açan yetişen gül.
  • BATIHAN (E) : Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkelerin hanı.
  • BATIR (E) : Yiğit, kahraman, bahadır.
  • BATTAL (E) : İşe yaramaz, cesaretli, büyük; Cesur, kahraman; Pek büyük; hantal; İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans'a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.
  • BATU (E) : Üstün gelen, galip.
  • BATUHAN (E) : Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han'ın torunu.
  • BATUR (E) : Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi, Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.
  • BATURALP (E) : Yiğitler yiğidi.
  • BAVER (E) : Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.
  • BAYAR (E) : Ulu, yüce saygın, soylu; Ekilmemiş toprak.
  • BAYAZID (E) : bkz. Bayezid
  • BAYBARS (E) : Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü'l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.
  • BAYBAŞ (E) : Zengin, ileri gelen, saygın.
  • BAYBORA (E) : Fırtına.
  • BAYÇA (K/E) : Zengin, varlıklı.
  • BAYDAN (E) : Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.
  • BAYDAR (E) : Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.
  • BAYDIR (E) : Güçlü, kuvvetli.
  • BAYDUR (E) : Güçlü, kuvvetli, cesur.
  • BAYER (E) : Zengin, varlıklı kimse.
  • BAYEZİT (E) : Yezit (Emeviler zamanında Müslümanlar arasında fitne çıkaran biri) olmayan.
  • BAYKAL : Deniz
  • BAYÜLKEN : Yüce insan
  • BEDİA : Beğenilen, taktir edilen yeni şey. Eşi az bulunur güzellikte
  • BEDİHE : Başlangıç - Güzel söz
  • BEDRİYE : Dolunayla ilgili - Ay kadar güzel
  • BEGÜM : Saygıdeğer kadın, hanımefendi - Hint prenseslerine verilen san
  • BEHÇET : Güzellik, sevinç, güleryüzlülük
  • BEHİCE : Şen, güleryüzlü
  • BEHİÇ : Şen, güzel, güleryüzlü
  • BEHİRE : Güzel, asil
  • BEHİYE : Güzel ve alımlı kadın
  • BEHLÜL : Fazla güzel ve hayırlı kimse
  • BELDE : Memleket,şehir,kasaba
  • BELEN : Bel, İki tepe arasındaki alçak kısım
  • BELGİN : Kesin, apaçık, Kesin ve eksiksiz belirlenen
  • BELİN : Şaşkınlık, hayret
  • BELİZ : İşaret,iz
  • BELKIS : Saba melikesi, Seba ülkesinin kraliçesi
  • BELMA : Sakin, yumuşak
  • BENAN : Parmak uçları
  • BENEK : Namuslu kadın,
  • BENGİ : Sonu olmayan , sonsuz, ebedi
  • BENGİSU : İçene ölümsüzlük verdiğine inanılan su
  • BENGÜ : Sonu olmayan, ebedi
  • BENGÜL : Ben gülüm - Üzerinde benekler olan gül
  • BENİZ : Yüz
  • BERAT : Birine nişan madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge
  • BEREKET : Bolluk,gürlük,ongunluk
  • BERFİN : Kardan gelen, kardan yapılma - Tertemiz, kar gibi beyaz
  • BERGÜZAR : Anılmak için verilen şey , andaç
  • BERİA : Olgunluk ve güzelliğiyle üstün olan sevgili
  • BERİL : Mücevher olarak da kullanılan bir tür maden, Zümrüt
  • BERK : Sert ,sıkı ,sağlam ,katı
  • BERKAY : Berk-ay
  • BERKE : Altınordu Hükümdarı
  • BERNA : Genç, yiğit, körpe,delikanlı
  • BERRA : Doğru sözlü, hayır işleyen
  • BERRAN : Keskin,kesici
  • BERRAK : Aydınlık, parlak - Duru, saf
  • BERRİN : Yüksek, yüce
  • BERŞAN : Bir peygamberin din ve kitabını kabul eden
  • BESİM : Güleç
  • BESİSU : Bitkilerin damarlarında dolaşan besleyici su
  • BESTE : Bir müzik eserini oluşturan ezgiler
  • BESTENİGAR : Türk müziğinde bileşik bir makam
  • BESTEGÜL : Gül demeti
  • BETİM : Kişi veya olayların genel özelliklerini gözde canlşandırma
  • BETÜL : Ayrı kök salmış fidan, Namuslu kadın, erkeğe yanaşmayan kadın - Hz.Meryem'in lakabı - Bakire
  • BEYHAN : İçindekini, aklındakini açıkça söyleyen
  • BEYZA : En beyaz, en ak, daha beyaz - Günahtan kaçınmış, Çok beyaz, lekesiz
  • BİLGE : Bilgili, bilgisini yararlı kullanan
  • BİHTER : Pek iyi, en iyi
  • BİKE : Evlenmemiş,çocuğu olmamış kadın.
  • BİLGE : Çok bilgili ve bilgisini yararlı kullanan kişi
  • BİLGİN : Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.
  • BİLGÜN : Bil-gün
  • BİLHAN : Çok bilgili
  • BİLLUR : Parlak şeffaf taş, kristal, Pek duru , pürüzsüz
  • BİNGÜL : Bin gülün güzelliğinde
  • BİNNAZ : Çok nazlı
  • BİRCAN : Herksçe sevilen, candan
  • BİRİCİK : Tek ,birtane
  • BİRGÜL : Benzersiz gül
  • BİRKAN : Bir-kan
  • BİRSEN : Bir tek sen
  • BORA : Bir çeşit rüzgar, sert ve geçici yel
  • BORAN : Kısa süren fırtına
  • BUĞDAY : Buğdaygillerden öğütülerek un yapılan bitki
  • BUĞRA : İki hörgüçlü,iri deve
  • BUKET : Çiçek demeti
  • BULUT : Hava kürede asılıdurmdaki su damlacıkları kütlesi
  • BURAĞAN : Kısa süreli ,güçlü yel.
  • BURAK : Hz. Muhammed'in Kudüs'te Miraç'a çıkarken bindiği at benzeri binek
  • BURCU : Güzel koku, ıtır
  • BURÇAK : Baklagillerden bir bitki
  • BURÇİN : Dişi geyik, ahu, Dişi ördek
  • BURHAN : Kanıt
  • BURKHAN : Heykel,özellikle Buddha heykeli
  • BUSE : Öpmek, öpüşmek, öpücük
  • BÜKÜM : Bükme eylemi
  • BÜLENT : Yüce, yüksek, talihli, haykırma
  • BÜŞRA : Sevinçli, müjdeli haber, incil
  •  
    Özlü Söz:
    Hangi tohum yere ekildi de bitmedi, ne diye insan tohumunda böyle bir şüpheye düşüyorsun? - (Mevlana Celaleddin Rumi)
    Mustafa Kemal ATATÜRK diyor ki:
    İhracat mallarımızın, hükümetin yakın kontrolü altında, satışlarının teşkilatlandırılması önemlidir. (1937)


    © Özlük Hakkı/Copyright 2003 Hasan Şahin KIZILCIK
    Öneri: 1024x768 ve üstü